Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Özat İSTİFA!

  1. #1
    ALKARA Erdem Ceydilek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    9 Jun 2012
    Bulunduğu yer
    Ankara, Turkey, Turkey
    Mesajlar
    249

    Özat İSTİFA!

    En son Adanaspor maçında da tribünde yüksek sesle dile getirdiğimiz gibi Ümit Özat'ın takımın başında olduğu her gün bu kulübe zarar veriyor. Alınan alınamayan puanlarla alakası yok bu itirazımızın. Bülent çok güzel özetlemiş Özat'ın yediği naneleri..

    http://www.klasspor.com/tr/yazilar/1...ayrilmali.html

    Klasspor TV'nin yayına başlaması, Ankaragücü'nün şampiyonluğu derken Gençlerbirliği'ni biraz ihmal ettiğimi fark ettim.
    Ümit Özat'ın göreve başladığı 7 Kasım 2016’dan bu yana köşemde kendisi ile ilgili iyi ya da kötü yorumda bulunmadım. Gençlerbirliği gibi bir camiaya gelmesinden hiç haz etmesem de sırf eleştirmek için eleştirmemek ve kendisine duyduğum sevgisizlikle kalem sallamak istemedim.
    182 gün sabrettim. Takım ligde kalmayı garantiledi, yeni sezon hazırlıkları başladı, benim işler biraz rahatladı. Şimdi rahat rahat yazabilirim.
    Kendisinden hiç haz etmediğimi, Gençlerbirliği camiasına eskiden kaptanlık yapmış olsa bile yakıştıramadığımı söylemiştim. “Ben bu kulübün çocuğuyum” teranelerinin de benim açımdan hiç bir kıymeti yok. Youtube'da Fenerbahçe'nin çocuğu da olduğunu söylediği videolar mevcut. Merak eden girer, bakar.
    Yazının henüz başında en net mesajımı hemen vereyim. Nedenlerini sıralamaya başlayacağım.
    ÜMİT ÖZAT'IN BUGÜN SORGUSUZ, SUALSİZ KULÜPTEN GÖNDERİLMESİ LAZIM!
    Neden mi?
    Özat, dün eskiden yorumcusu olduğu Beyaz TV'de yayınlanan Beyaz Futbol programında Ahmet Çakar'a mesaj atıyor. “Beşiktaş 90'ncı dakikada gol yiyor, Başakşehir 90'ncı dakikada gol atıyor. Beşiktaş şampiyon olamaz.”
    Gençlerbirliği'nin haftaya kiminle maçı var?
    Başakşehir ile.
    Yenebilir mi?
    Deplasmanda sadece ligde kalma mücadelesi veren Adana, Gaziantep ve Kayseri'yi yenebilmiş Gençlerbirliği'nin şampiyonluk mücadelesi veren Başakşehir'i yenmesi oldukça zor. Özat'ın dediği gibi “Allah'ın bildiğini kuldan saklamamak lazım.”
    Diyelim ki Gençlerbirliği haftaya Başakşehir'e yenildi.
    O mide bulandırıcı futbol programında 4 saat boyunca ne konuşulacak?
    Gençlerbirliği, Başakşehir'e bilerek mi yenildi?
    Kimin yüzünden.
    Ümit Özat'ın saçma sapan attığı mesaj yüzünden...
    Gençlerbirliği Teknik Direktörünün Gençlerbirliği'ni bu duruma sokmaya hakkı yok.
    Sana ne kimin şampiyon olacağından. Sen 94 yıldır bu liglerde şerefi ile mücadele eden bir takımın teknik direktörüsün. Sana mı kaldı spor programına mesaj atıp şampiyonun kim olacağını, o mücadele içindeki bir takım ile bu hafta maçın varken söylemek.
    Gelelim ikinci noktaya.
    Belli ki transfer işlerinde kulüpte Ümit Özat oldukça etkili olmaya başladı. Devre arasında “Neşeli Günler” filmindeki Şener Şen'in vapurda jilet reklamı yaptığı gibi takımdaki bütün sivrilen oyuncular için, “Ben gitmelerini istemem ama Ahmet'i tutamayız, İrfan bizi aştı, Uğur'un talibi var” gibi açıklamalar ile pazarlamacı gibi davranan Ümit Özat, gideceklerden çok geleceklere odaklanmış durumda.
    Sezon bitmeden gelecek oyuncular belli olmaya başladı. Başladı da hiç Gençlerbirliği'ne yakışır şekilde yürüyor gibi gözükmüyor işler.
    Misal Ahmet İlhan'ı transfer etti Gençlerbirliği. Ne zaman etti? Çaykur Rizespor ile sözleşmesini fesh ettikten bir gün sonra. Belli ki Gençlerbirliği ile anlaştığı için Rizespor'dan ayrıldı.
    Ne diyor Ümit Özat basın toplantısında. Çok iyi bir golcü ile anlaşmıştık, Süper Ligde etkili bir oyuncu. Gelse çok katkı sağlar. Ama parada anlaşamadık. Kim bu oyuncu? Kayserispor'un golcüsü Welliton. Kümede kalma mücadelesi veren Kayserispor ile sözleşmesi 2018'e kadar süren oyuncu ile pazarlığa girişiyorsun.
    İsmet Taşdemir ile şampiyonluk sonrası röportaj yapıyoruz. Konu Serkan Balcı'ya geliyor. Sezon başında Gençlerbirliği'nin de düşündüğünü söylüyorum. “Ne sezon başı, devre arasında da istediler” diyor. Haydaaa! “Kulübün öyle bir talebinin olduğunu bilmiyorum” diyorum. “Kulüp değil Ümit Özat, Serkan Balcı'ya direk söylemiş” diyor. Ayıkla pirincin taşını. Daha geçtiğimiz günlerde Gençlerbirliği yönetiminin ziyaret ederek şampiyonluğunu kutladığı Ankaragücü'nün en önemli oyuncusunu Ümit Özat çok büyük ihtimalle yönetime bile söylemeden devre arasında almayı denemiş.
    “Yönetim zaten izin vermezdi” denebilir. Bence de vermezdi. Ama aynı Ümit Özat, devre arasında Umut Sözen'i kendi başına takımın kamp yaptığı otele getirip, takımdan ayrı özel çalıştırmamış mıydı? Sonradan aldırmayı becerdi mi? Becerdi. Kaç dakika oynattı peki. Oynatmadı. Olayın kendisi zaten tamamen komedi.
    Demem o ki Gençlerbirliği böyle bir kulüp değil. Gençlerbirliği böyle bir kulüp değildi. Başka kulüpteki oyuncuların kafasını çelip transfer etmeyi hiç bir zaman denemedi. Ruhuna, kimliğine aykırı bir durum çünkü bu. Ama ne hikmetse bu sezon birden böyle işler olmaya başladı. Ümit Özat mı yapıyor, yönetim mi yapıyor bilmiyorum. Bildiğim, bu işin hiç keyif vermiyor olması.
    İLK YARIDA BU KADAR OYUNCU MU DEĞİŞTİRİLİR?
    Adana maçı 27. dakika bir oyuncu değişikliği, 35. dakika ikinci oyuncu değişikliği, 58. dakika üçüncü oyuncu değişikliği.
    Şimdi basın toplantısında, “Ben yönetimle konuştum, tüm oyunculara şans veriyorum, istediğim zaman oyuncu değişikliği yapmak benim tasarrufum” diyor ya. Kazın ayağı hiç öyle değil. Kendisinin böyle bir tasarrufu var ise benim de eleştirme gibi bir hakkım var.
    O hakkımı sonuna kadar kullanacağım.
    Ümit Özat'ın ilk yarıda oyuncu değişikliği yapmasının oyuncuları deneme ile bir alakası yok. Ne zaman takım yenik duruma düşse bir panik ile bu değişiklik hakların hemen kullanıyor. Kasımpaşa maçı da öyle, Alanya maçı da öyle. Sonuca etkisi oluyor mu? Özat'ın oyuncu değişikliği ile oyunun kaderini değiştirdiği belki bir maç olmuştur. Ötesini ben görmedim.
    Hata yaptı diye oyuncuyu hemen oyundan çıkarmak nedir? Ya da 27. dakikada oyundan çıkan bir oyuncu ne hisseder? “Takımın hocasından iyi mi bileceksin?” demeyin boşuna. Futbolun bir mantığı olduğu kadar insanın da bir psikolojisi vardır. Hakkında, “Başka takımla anlaştı, özellikle oynamıyor” diyerek bahsettiğin oyuncu ertesi hafta gelip sana sarılıp öpüyorsa bunu üstün hocalık vasıfları ile açıklamak pek mümkün gelmiyor bana. Hatta başka sorunları işaret ediyor.
    Adana maçındaki değişikliklerin ise başka şifreleri var. Bunu da aklı başında biri Ümit Özat’ın basın toplantısındaki açıklamasından zaten çıkarır. Gelecek sezon düşünmediği oyunculara “Ben size şans verdim, siz değerlendiremediniz” demedi de ne dedi Ümit Özat? Kendi getirdiği Velikonja'ya toplamda 213 dakika şans vererek neyi gördü? Ya da 1246 dakikada 2 gol atan Vedat Muriç'te bizim görmediğimiz neyi fark etti? Orta sahada o kadar oyuncu alternatifin varken Khalili ısrarındaki sihir neydi?
    Kimse takmın puan durumundaki yerinden üstün bir başarı çıkarmayı denemesin lütfen. Özellikle Serdar ve Aydın faktörünü çıkarsak bu takım küme düşmenin en büyük adaylarından biri haline gelirdi. 4 forveti olup 1 tane forvet çıkaramayan Gençlerbirliği'nde golü Hopf mu atacaktı?
    Bu konu uzar gider. Ama söylemek istediğim, içimde kalan şeyler var. “Ümit Özat kavgacıdır, herkesle kavga eder. Bunu daha önce çalıştığı kulüplerde gördük” derken laf olsun diye söylememiştim. Gençlerbirliği'nde de ortalık savaş alanına dönerdi. Basın, yöneticiler ve taraftarlar söylediklerine cevap vermediği için kulüpte ortam gerilmedi.
    Özat'ın basın toplantılarına geldiği günden bu yana özellikle girmemeye çalıştım; “Bir soru sorarım, ortam gerilir” diye. Alanya'da kamera ile kayıt almak istediğim için girmek zorunda kaldım. İki oyuncunun takımı sabote ettiğini, birinin Serdar olduğunu, başka kulüple anlaştığı için oynamadığını söyledi. İkinci ismi açıklamadı. Ben de gazetecilik merakı ile sakat olmadığı halde 18'de olmayan Aydın'dan mı bahsettiğini sordum. “Senin adın ne?, Aydın kaç gol atmış, kaç asisti var, takıma ne katkı sağlamış, bilmeden bana soru soruyorsun” gibi bir seri cümlenin muhatabı oldum. Benim adımı niye sorduğunu da ardından Aydın ile ilgili cümleleri niye kurduğunu da bilecek zekada birisiyim. Cevabını verebilecek kadar dilim kuvvetli diye düşünüyorum. Sırf ortam gerilmesin diye cevap vermedim. Gerçi bir hafta sonra Ankara'daki basın toplantısında ismimle hitap etmesi beni ziyadesi ile mutlu etti ama amacının bir kavga cephesi açmak olduğunu tahmin ediyordum. Düşmedim o tuzağa.
    İlhan Cavcav'ın vefatı ardından bu sefer de yöneticiler için açıklama yaptı. "Başkan sadece benden daha fazla Gençlerli, ben yöneticisinden de Gençlerliyim” diyerek kulüpte Murat Cavcav ile yönetim arasında bir pozisyon almaya çalıştı. Yöneticiler buna aynı tarz bir cevap verse, ki bence verseler de bir çoğu için haktı yine ortalık gerilecekti. Hatasını erken fark etmiş olacak ki Ümit Özat birkaç gün sonra Gençlerbirliği'nin 94. yıl dönümü pastası kesilirken “Yöneticilerim varken bana konuşmak düşmez” deyiverdi. Belki de kapalı kapılar ardından amiyane tabirle hocaya haddini bildiren birileri olmuştur. Bilemiyorum.
    Son olarak taraftarla laf dalaşına girdi. Adana maçı sonrası Maratonun bir kısmında ve basın tribünü C blokta benim de içimden seslendirdiğim “Ümit Özat istifa!” seslerine basın toplantısında cevap verdi. “Benim dönemimde evimde ilk yenilgi sonrası bu bağırışlar geldi. Bunu bekliyorlarmış” diye. Evet benim tanıdığım bir çok taraftar bu bağırışı aylardır sosyal medyadan, whatsapp gruplarından seslendiriyorlar. Nedeni sahadaki futbol, galibiyet, mağlubiyet, beraberlik falan değil. Camiaya yakışıp, yakışmama konusu. Ümit Özat teknik direktörlüğe başladığı günden bu yana aynı kitle kendisini Gençlerbirliği hocalığına yakıştıramıyordu. Hâlâ da yakıştıramıyor. Gençlerbirliği'ni Şampiyonlar Ligi şampiyonu da yapsa yakıştıracaklarını düşünmüyorum. Çünkü onların Gençlerbirliği'ne bakış açısı Ümit Özat'ın skorboardda ve puan cetvelinde gördüğünün çok ötesinde. Beklentileri ve hayalleri çok farklı. Ümit Özat hem beklentilere hem de hayallere uymayan birisi. Onun için, “Yenildik de ondan bağırdılar” diye düşünmek büyük hata olur.
    AKILDA KALSIN
    Ümit Özat'ın Süper Ligde çalıştırdığı üç takım var. Ankaragücü, Manisaspor ve Mersin İdmanyurdu. Üçünün de ortak kaderi Ümit Özat sonrası üst üste 2 küme birden düşmesi. Manisa ve Ankaragücü'nün tekrar 1. lige yükselmesi Mersin İdmanyurdu camiasına ümit verir mi bilmiyorum ama daha önceki örnekler Gençlerbirliği için hiç iyi şeyleri işaret etmiyor!

  2. #2
    ALKARA Erdem Ceydilek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    9 Jun 2012
    Bulunduğu yer
    Ankara, Turkey, Turkey
    Mesajlar
    249
    Gençlerbirliği yönetimine,

    Öyle görünüyor ki kulübü idare etme vazifelerinizi bir kenara koyduğunuz gibi, bu vazifelerinizi de kulübümüzde sözleşmeli çalışan teknik direktöre devretmiş gibisiniz. Sahip olduğu pozisyonun ağırlığını ve haddini bilmeyen bir adamın, 94 yıllık bir camianın tüm değerlerini ve bileşenlerini ayaklar altına alıp, hem kulüpte hem de kamuoyunda istediği gibi at koşturmasına izin veriyorsunuz. Ümit Özat'ı bu takımın başında görmek istemediğimizi, sebepleriyle birçok defa dile getirdik. Profil olarak bu ismin Gençlerbirliği'ne ve onun bu ülkede sahip olduğu olumlu izlenime uymadığını belirttik. Takımın oynadığı oyundan ve aldığı skorlardan bağımsızdı bu fikirlerimiz hep. "Takım bir maç yenildi diye istifa diye bağırılır mı?" diyen aklı evvelleri görmezden geliyoruz bu sebeple.

    Ama Ümit Özat'a teşekkür ediyoruz. Maçtan sonraki iki günde neden haklı olduğumuzu çok güzel bir şekilde gösterdi. Önce, maç sonu demecinde tribünde tepkisini dile getiren taraftarları küçümsedi. Sonra, Gençlerbirliği takımının sözleşmeli teknik direktörü olduğunu unutup, eskiden yorumculuk yaptığı bir televizyon programına gönderdiği mesajda şampiyonlukla ilgili yorumunu paylaştı. Bu patavatsızlığı fırsat bilen İstanbul takımı taraftarları Gençlerbirliği'ni sosyal medya mesajlarıyla itham altında bıraktı. En son olarak da bugün yaptığı açıklamada her zamanki cinsiyetçi üslubuyla, saçma sapan açıklamalarda bulundu. Yine taraftarı hedef aldı, yine laf arasında tehditler savurdu, Ankara spor basınında yaklaşık 10 yıldır kaliteli işler yaptığı bilinen isimleri küçümsedi. O açıklamadan önce de Özat'ın yancı kabadayılarından biri, Bülent Atlas'a, köşe yazısında Özat'ı eleştirdiği için tehditler içeren bir mesaj attı.

    Sayın yöneticiler, Gençlerbirliği, Ümit Özat ve yancılarının eline oyuncak diye verilemeyecek kadar önemli bir camiadır. Lütfen vakit kaybetmeden Gençlerbirliği camiasının kongre ile size verdiği yetkiyi kullanıp inisiyatif gösterin. Gençlerbirliği'ni Ümit Özat zihniyeti temsil edemez. Kulübü Ümit Özat'ın üstüne yaptıysanız, istifa ediniz. Yok, hala bu camianın başında olduğunuzu iddia ediyorsanız da gereğini yapınız!

    http://www.alkaralar.org/content.php...-orada-misiniz

  3. #3
    ALKARA Ahmet_Ay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Mar 2013
    Bulunduğu yer
    Sincan/Fatih
    Mesajlar
    289
    Ümit Özat attığı her adım ve konuştuğu her sözle saçmalıyor. Maçı bir hafta kaybedersin, öteki hafta kazanırsın futbol bir oyun sonuçta ama; kulüp imajı bu açıklamalardan dolayı bir bozulursa tamir etmemiz zor olur.

    Arkadaşlar açıklamalarınız güzel olmuş, emeğinize sağlık.

  4. #4
    Ümit Özat Aslen Bursalıdır!

    Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ümit Özat hazır sağda solda “biz bu camianın evladıyız” edebiyatı yaparken, ben de burada Ümit Özat’ın taraftar gözüyle Gençlerbirliği tarihini kısaca size derleyeyim. Sonra siz karar verin bu arkadaşın ne kadar Gençlerbirliği evladı olduğuna!

    1996-97 sezonu, iki tane çok önemli stoperimiz Rahim Beşiktaş’a transfer olunca ve Taner de üst üste sakatlıklar sonrası bu seviyede oynayamayacak duruma gelince, Gençlerbirliği bir önceki sezon yavaş yavaş forma vererek ısındırdığı Ümit Özat’ı sahneye sürdü. Çok da iyi yaptılar, bu sezondan itibaren dört sezon takımın formasını giyen Ümit, oyunculuğu süresince takıma çok katkı verdi. 98-99 sezonu başında Metin Diyadin ve Erkan Sözeri’nin Fenerbahçe’ye transfer olmasından sonra da hak ettiği kaptanlık bandını taktı. Bu süre içinde taraftar da Ümit’i çok sevdi, hem iyi bir stoperdi, hem de gerçekten iyi ayakları vardı. Hatta ilk sezonunda Galatasaray deplasmanında kendi kalesine attığı gol “ümit’ten gelsin ne olacak” sözleriyle karşılandı.

    O zamanlar böyle an be an haber alamıyorduk kulüpten, ancak 2000-01 sezonu başında Ümit’e bir haller olmuştu, ligin hemen başında kulüpte yöneticilerle sürtüştüğü ve ayrılacağı haberleri gelince hepimiz üzülmüş, 1-0 kazanılan bir Adanaspor maçı sonrası kendisini tribüne davet etmiştik ama o sırtını dönüp tripli bir şekilde soyunma odasına gitti. İşte o gün Ümit Özat’ın Gençlerbirliği forması giydiği son maçtı. Sonradan öğrendik ki kardeşini bir yerlere getirmeye çalışmış ancak kulüp içinde bu istek karşılık görmemişti. O da başlarım bu kulübe diyip ayrılmaya karar vermişti.Aslında o ayrılmaya çoktan karar vermişti ama satışı bir türlü gerçekleşmeyince kendisini bilerek kadro dışı bıraktırma yönetmiydi bu. İlk çirkinliği bu oldu!

    O sezonun kalanını Bursaspor’da kiralık geçirdi. İyi de futbol oynamış, repertuarına frikikten attığı golleri eklemişti. Hatta Bursaspor’da kalmak istediğini, Bursaspor’un 4. Büyük takım olduğunu söylüyordu. (http://arsiv.ntv.com.tr/news/62253.asp) Sene sonu Fenerbahçe’ye transfer olup İstanbul’a giderken de “Bursaspor’u kutsayan” açıklamalar yapmıştı. Hatta ve hatta, Fenerbahçe’deki ilk sezonlarında, hala iyi Bursasporlu olduğunun ispatı olarak 16 numaralı formayı sırtına geçirmişti. Hiçbir zaman tam bir Gençlerbirlikli olamayan kaptan, yarım sezonda tam bir Bursasporlu olmuştu bile…Fenerbahçe’de oynadığı 7-8 sene boyunca da ağzından tek bir kez Gençlerbirliği kelimesi bile çıkmamıştır. Hatta Ankara’da oynanan bir Gençlerbirliği – Fenerbahçe maçının son anlarında , kullandığı tacı ısrarla oyun alanı dışına doğru atarak ve taç tekrarı alarak tribünlerden tepki aldığında, aynı şekilde tepki vermeyi de ihmal etmemiştir.

    Sonra Teknik Direktörlük yılları, sırasıyla ele aldığı her kulübü karıştıdığını ve ligden düşürdüğünü unutmayalım. Gereksiz TV programlarındaki basit tartışmaları falan derken hepimizin korktuğu oldu ve Gençlerbirliği camiasına yakışmayacak bu adam, üstelik hayatının yarısını Gençlerbirliği’nde yetişerek, kalan yarısını da Gençlerbirliği’nden nefret ederek geçiren bu adam Teknik Direktörlük görevine getirildi.

    Oynattığı futbol ile topladığı puanlar ters orantılı, 40 puan toplayarak görevini yaptı belki ama aklımızda kalanlar ilk başarısızlıklarında futbolcuları hakkındaki çirkin açıklamaları; rakip teknik adamların maç sonu açıklamalarına laf sokma çabaları oldu. Son iki günde, ligin bu kritik döneminde Gençlerbirliği’ni çirkin ağızlara sakız etmesi nedeniyle de, bu Bursaspor’lu Ümit Özat’ı asla affetmeyeceğiz

  5. #5
    Ümit Özat beni yanılttı. Geldiğinde küme düşme adayları arasına girdiğimizi yazmıştım. Bazı maçlarda eski hastalıları nüksetse de oyun ve sonuç olarak başarılı oldu. Ancak kavgacı, kimseyi bulamayınca gölgesi ile kavga eden kişiliği hiç değişmemiş. Kulüp yönetiminin yerinde olsam kendisinin maçın teknik yorumu dışında demeç vermesini yasaklardım. Her an bir çam devirme ihtimali nedeniyle her konuşmasını büyük bir gerginlik içinde dinliyorum.

    Önce futbolcuların ismini vererek "Bu oyuncuların en azından İstanbul görmeye hakkı yok mu?" dedi. Elbette her oyuncunun daha popüler takımlarda oynama hakkı vardır ama bunu en son söyleyecek kişi G.Birliği'nin teknik direktörüdür. Bu takıma gönül vermiş taraftarlara hakaret etmemesi gerekir.

    Yine taraftarın nefret ettiği, en kibar tabirle "Ne duruyorsun, buyur git" diyeceği bir açıklama yaptı ve hedefinin İstanbul takımlarında hocalık yapmak olduğunu söyledi. Böyle bir hedefinin olması gayet doğaldır ancak bir takımı çalıştırırken gözünün başka takımda olduğunu herkesin duyacağı bir şekilde medya önünde ilan etmek benim seveceğim teknik direktörün yapacağı bir iş değildir.

    Beşiktaş maçında başlangıçta son derece haklı olduğu Şenol Güneş ile girdiği ağız dalaşında gene futbol terimi ile gereksiz toplara girdi ve efendiliğini muhafaza edemedi. Haklı iken haksız duruma düştü.

    Son olarak şampiyonluğa oynayan iki takım hakkında yine medya önünde görüş bildirmesi, taraf durumuna düşmesi kulübün itibarını zedeledi. Size yapılan eleştirilere katılmıyorsanız "taraftardır eleştirir" deyip ciddiye almazsınız, katılıyorsanız ders alırsınız. Ancak hiçbir koşulda medya önünde temsil ettiğiniz kulübün camiası ile kavgaya tutuşamazsınız. Bu demeçten sonra artık bizim ne yapıp edip Başakşehir'den puan almamız gerekiyor. Bir de bireysel bir hata ile hele de maçın sonlarına doğru yenilirsek spor kamuoyu önünde düşeceğimiz durumu düşünmek bile istemiyorum.

    Özetle Ümit Özat saha içinde hocalığını geliştirmiş. Ancak saha dışında bir arpa boyu yol alamamış.

  6. #6
    Keşke kendisi çocukluk yıllarımdaki sağlam defansımız
    Bana "Ümit'e sevgilerimle" yazıp mütevazı (o zaman öyle idi!) bir vesikalığını ileten
    Eski topçumuz olarak kalsaydı...
    Keşke...

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •